Baba Dediğin Nasıl Olmalı? - Ramazan Karaca

Baba Dediğin Nasıl Olmalı?


Dün Babalar Günü’ydü; çilekeş babalar hatırlandı ve herkes yılda bir defa da olsa babasının değerini anlamaya çalıştı. Ben de 24 yıl önce kaybettim babamı… Kaybedenler elbette ki daha çok biliyor kıymetini ve değerini. Peki, neden bazı babalarla çocukların yıldızları bir türlü barışmaz?
Özellikle dün okuduğum birkaç yorumdan sonra bundan bahsetmek istedim. “Şimdi aradan yıllar geçtikten sonra sana hak veriyorum bana söylediklerinle ilgili” mealinde birçok cümle okudum. 
Maalesef ve çok üzgünüm ki, bu cümleleri edenler ben de dâhil babalarımıza hak veriyoruz, aradan geçen yıllar sonra… Bu kadar net başka bir şey olamaz. “Ben babamı dinleseydim şu anda dünyanın en sıkıntılı durumunda olurdum” diyen pek fazla göremezsiniz. En çok “Keşke babamı dinleseydim” diyenleri duyarız. 
Peki, neden? Nedeni belli… Senden hem yaşça büyük hem de tecrübeli ve senin geçtiğin yollardan o senden daha önce geçti de ondan.
Bu kadar net başka hiçbir şey yoktur. Çünkü bu kişi babandır ve seni en çok düşünenlerden birisidir. Bu en kötü baba bile olsa yine de önce bütün herkesten daha çok seni düşünür. Bunun lamı cimi yoktur. 
Evlatlara gelince… Özellikle çocukken bilinçli hareket etmemiz mümkün değil. O yaşta çocuk babasını dinlememek için her şeyi yapar. Burada babalara çok iş düşer; onların kendilerini dikkate alacak şekilde hareket etmeleri için çareler aramalıdır. Yoksa tren kaçar ki o zaman da en çok babalar üzülür. Evlat için evet tren kaçmıştır. 
Kim ne derse desin her şey babadadır. Yani evlatların yetişmesinde etkili olan baba figürüdür. Yani babanın ilgi oranına göre evlatların şekillenmesi ve bir yerlere gelmesi daha önemlidir. 
Şimdi yazının başına dönelim. İşte o durumda bu cümle söylenir. “Gördünüz mü babayı, baba dediğin işte böyle olmalı” denir. İşte bizlerin amacı da o cümledeki baba olmalıdır. Evladının en iyi ve en doğru bir şekilde gelişmesini ve yetişmesini sağlayan bir baba yani… 
Burada sakın ola ki yanlış anlaşılmayalım; annenin çok fazla hakkı ve emeği vardır ama onun rolü ayrıdır ve baba figürü ayrıdır. Ayrımcılık anlamında söylemiyorum.  Evlada olacağı örnek ve vereceği telkinlerin ondaki rolünden bahsediyorum. Tabii bunu basit bir şekilde düşünüp: “Elbette hırsızın çocuğu hırsız olur” gibi bir örnek olarak vermiyorum. Anlatmak istediğim, yaşam felsefesi, ailesine, vatanına milletine faydalı bir evlat olabilmesi anlamında ona örnek olabilmesi önemlidir. Bunun dışındakiler lafı güzaftır. Nasıl olsa herkes hayatını devam ettiriyor bir şekilde. 
Bir de arkasında kapı gibi babasının olduğunu bilen bir evlat da bu güvenle çok şey başaracaktır. Burada da püf noktası; babasıyla birlikte başarmak değil. Babasından aldığı güvenle bizzat kendisinin başarmasıdır. 
Bu vesileyle başta şehit babaları olmak üzere tüm babaların bu özel gününü kutluyorum. Vefat etmiş babalarımıza da Allah’tan rahmetler diliyorum. 
 

ramazankaraca58@hotmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
03Ağs

Çanakkale'den New York'a Balıkesir

03Ağs

Temiz Basın Temiz Toplum

22Tem
06Tem

Trafik kazaları ve Bayram Öncesi

04Tem

Bu Vicdansızlar İnsan Değil