Kurtdere Güreşlerinin Ardından - Ramazan Karaca

Kurtdere Güreşlerinin Ardından



Bu yazıyı sizlere salı günü yazıyorum. Güreşlerin sonuçlarını izleyenler ve okuyanlar zaten biliyor. Ben sizlere biraz anekdotlar iletmek istiyorum. Kim ne derse desin yıllardan beri izlediğim Kurtdere güreşleri her geçen gün vizyonunu genişletiyor. Yani, neredeen nereye desek yeridir. Çünkü diyelim ve anekdotları verelim…
Elbette ki pehlivanlar açısından son derece üst düzeyde bir katılım oldu. İlk gün TRT’den izlemiştim ve çok zevkli mücadeleler sergilenmişti. Ertesi gün çıplak gözle izlediğim güreşlerde İsmail Balaban elbette ki çok dikkat çekti. Balaban önce İsmail Koç’u ardından da Cengizhan Şimşek’i yendi ve yarı finale kaldı. Yine rakiplerini yenen Hüseyin Gümüşalan, Ertuğrul Dağdeviren ve Yusuf Can Zeybek diğer yarı finale kalan isimlerdi. İsmail Balaban kendi oyunuyla Hüseyin Gümüşalan’a, Kırkpınarda kürsü yapan Balıkesirli Ertuğrul da Yusuf Can Zeybek’e yenilerek 3.lük kürsüsüne çıktılar. Bu güreşler çok ilgi çeken güreşler oldu. Kırkpınar başpehlivanı Cengizhan Şimşek, Ali Gürbüz, Orhan Okulu ve Mehmet Yeşil Yeşil’in yarı finale gelemeden elenmeleri elbette ki sürprizdi… 
İsimlerini pek fazla duymadığımız iki pehlivan, Yusuf Can Zeybek ile Hüseyin Gümüşalan, final müsabakasına çıktı. Yusuf Can Zeybek, final müsabakasında rakibi Hüseyin Gümüşalan'ı puanlama bölümünde "tuş" ederek altın kemerin sahibi oldu ve Kurtdereli Yağlı Güreşleri'nde başpehlivanlığı kazandı.
Güreşlerle ilgili özet bilgiler böyle…Şimdi gelelim izlenimlerimize…
Hem ulaşım hem de girişler ücretsiz olduğu için gerçekten de rekor düzeyde bir seyirci vardı. Güreşlerden önceki yazımda belirttiğim bir olay vardı; protokol tribünü… Tam 30 yıldır, neredeyse aralıksız izlediğim her güreşte en çok sıkıntı Protokol tribünlerinde ve güreş alanında olmuştur. İkisinde de hep izdiham vardır. Protokol tribünleri sürekli sıkıntılıdır. Güreşin ilk saatlerinde yani erken gelenler buraya oturur ve akşamüzeri üst düzey protokol gelince yer kalmaz. Bu normal şartlarda bile böyledir. Hele bir de böyle bakan geldiğinde bu sıkıntı daha da büyür. Nitekim bu yıl da böyle oldu. Hatta henüz bakan gelmeden üzücü bir de arbede  yaşandı. Kızının tribünden ağlatılarak kaldırılmasına isyan eden Habil Tükenmez’i sakinleştirmek çok zor oldu. Bu konuda benim görüşüm çok net; protokol tribününe oturacak insanlar belirlenir ve ona göre alınır. Sonradan kaldıracağınız bir kişiyi oraya almayın. Eğer baştan aldıysanız, sonradan kaldırmayın. Hele ki annesiyle oturan küçücük bir kızı ağlatmayın. Çünkü çocuğu o duruma düşen her baba o tepkiyi koyar.  
Gelelim ikinci sıkıntıya… Evet, yıllarca güreş alanı çok sıkıntılı bir şekildeydi. Bu yıl ben TV’den izledim Kırkpınar’da alınan ciddi tedbir ile güreş alanı belki de yıllardır en sakin bir şekildeydi ve hem tribündekiler hem de ekran başındakiler net şekilde güreşleri izlediler. 
Peki, Kurtdere’de nasıldı? Benim anladığım aynı tedbirler Kurtdere için de alınmıştı. Kısmen uygulanmaya çalışıldı. Bizim burada özellikle güreşi biten alt boy pehlivanlar çok ortaya girdi. İkincisi bizim yerelden pek fazla olmadığını gözlemlediğim bazı TV’lerin temsilcileri ve özel fotoğrafçıların ortada çok fazla yer alması. Bir ara ortanın açılması için bizzat Yücel Yılmaz kendisi müdahale edilmesi için uyarıda bulundu. Burada işi sadece bu olan birisi, hem de üst düzeyde bir amir görevlendirilmeli ve o da görevlileri sürekli uyarmalıdır. Yine de eski günlere göre iyiydi ama daha iyi olabilirdi.
Seyirciler için hazırlanan mescidi uzaktan gördüm, ancak tribünlerin altında bulunan ve hem protokolün hem de hakemlerin ve ağa tribünün kullandığı mescit olarak düzenlenen yer de biraz özen istiyor. Özellikle abdest almak için lavoba şeklinde konan musluk hiç de uygun değildi. 
Bir notum da hemen protokol tribünün yanındaki tuvaletlere olacak. Buraya giren pehlivanlar yerleri o kadar kaygan yapmış ki, ayağı kayarak düşen düşene…
Bakın bu yazdıklarım benim birebir gözlemlerim… Yetkililer ve ilgililer de birçok olaya şahit olmuşlardır. Her geçen sene mutlaka iyi olarak üstüne koyacaktır ki, zaten onu da belirttim. 
Son sözüm bütün görev alanları ve emeği geçenleri motive eden bir cümle olsun; benim sohbet ettiğim bir TRT görevlisi şu cümleyi söyledi : “Ben Kurtdere’yi Kırkpınar’dan daha coşkulu bir organizasyon olarak gördüm”  
Aynen ifadesi böyleydi. Önemli olan budur; yani dışarından gelen bir gözün aktardıkları. Kurtdereli Güreşleri, Balıkesir’in artık bir markasıdır. Bu işi bundan sonraki yıllarda da hep ciddiye almak ve en iyisini yapmak zorundayız. 
 

ramazankaraca58@hotmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
28Eyl

Hayırseverlik ve Kadirşinaslık

26Eyl

Helâl Kazanç ve Dünya Malı

19Eyl

Balıkesir 10 Numaralı Şehir

31Ağs

Tabii ki Önce Vatan...

24Ağs

Balıkesir'de Ne Var Ne Yok?