Şerefsizlik Diz Boyu - Ramazan Karaca

Şerefsizlik Diz Boyu



Bugün yazacağım yazı biraz göndermeli ve üslup olarak değişik olacak çünkü artık memleket o hale geldi ki şerefsizlere bu sıfatla seslenmek ve dur demek gerekiyor diye düşünüyorum. Birincisi insanlarda artık utanma, arlanma duygusu ile vicdan ve de Allah korkusu kalmamış. Daha başında “geç bunları” diyenleriniz olabilir; ama ben ısrarla yazmaya devam edeceğim.
Öncelikle insanların gözlerini o kadar çok para hırsı kaplamış ki; evet parasız bir şey olmuyor ama bu kadar da olmaz ki birader. Menfaati ve parasal bir beklentisi olmadan adım atmıyorlar. Söğüşlenebilecek her yeri söğüşleyip bir de bunun keyfini çıkarıyorlar. Ülkenin birçok etkili ve de yetkili mercilerinden bunların örneklerini görürken, izlerken ve de dinlerken kendi etrafımızda da benzerlerine şahit oluyoruz. Şahit oldukça da her şeyden tiksinir hale geliyoruz. 
Medyada olanlar zaten artık ayyuka çıkmış ve bu işe kimin dur diyeceğini doğrusu merak ediyorum. Elinde kalem, cep telefonu olan hatta olmayanlar bile önce göndermeler ardından faturalarla bir takım yerleri doğruyorlar.  Doğrayamadıklarını manşetlerle itibar suikastına uğratıyorlar. Bir de bunu yapamayıp, “ona var bize niye yok” diyenler var… Yeni yeni de böyle yapanlara özenenler… Bütün bu şerefsizliklerin yanında tamamen dürüstçe ve de mesleğinin hakkını vererek bu işi yapmaya çalışanlar var ki; bunlar kimilerine göre enayi olarak da ifade ediliyor. Benim tezim belli sapla samanı ayıramayanlar bu işin devam etmesindeki en önemli etkendir. Onlar da diyorlar ki, “siz de onları içinizde tutmayın.” Kardeşim bizim tutmamamızla olmuyor ki; onlara o paraları vererek, muhatap alarak siz tutuyorsunuz. (Ya da kullanıyorsunuz!!!)
Bu konu artık kabak tadı verdiği için geçiyorum. 
Hiç isim falan vermeye niyetim yok; fakat siyasette, bürokraside ve iş hayatında da diz boyu olan şerefsizlikler var. Hele siyasette hemen hemen bütün partilerde kendi içlerinde birbirlerine öyle şerefsizlikler yapanlar var ki; insanın aklı duruyor. Çünkü kendine rakip olarak kimi gördüyse onun üzerinden öyle bir alçakça oyunlar oynuyorlar ki dillerimiz bir karış dışarıda kalıyor. Haa bir de, siyasi ikbal için en yakınlarını satanları da unutmamak lazım…
En kötüsü de, şüyuu vukuundan beter (söylentisi, olmasından kötü) işler yapılıyor ki; bu da insanları hem rencide ediyor ve itibarını zedeliyor hem de toplumda büyük bir dezenformasyona sebep oluyor. 
Bence bu örnekleri her birimiz daha çok çok arttırabiliriz. Hepimizin takkemizi önümüze alıp düşünmemiz lazım. Peki, ne yapalım?
Birincisi, bize yapılmasını istemediğimiz hiçbir şeyi, başka hiçbir kimseye yapmamak, ikincisi de yukarıda yazdığım utanma, arlanma ile vicdan ve de Allah korkusu gibi duygularımızı mutlaka harekete geçirmektir. Bunları yerine getirdiğimizde bugünkü, örneklerini tiksinerek görmek zorunda kaldığımız şerefsizlikler gerçekleşebilir mi? 
Allah hepimizi, iftiralardan, yalandan, şerefsizliklerden ve de şerrrefsizlerden korusun… AMİN.


 

ramazankaraca58@hotmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
28Eyl

Hayırseverlik ve Kadirşinaslık

26Eyl

Helâl Kazanç ve Dünya Malı

19Eyl

Balıkesir 10 Numaralı Şehir

31Ağs

Tabii ki Önce Vatan...

24Ağs

Balıkesir'de Ne Var Ne Yok?