Yalan Haber ve Sonrası - Ramazan Karaca

Yalan Haber ve Sonrası


Yapılan haberlerin zaman zaman yalan olduğu hep iddia edile gelmiştir. Yalan haberin kökeninde yatan sebeplerin başında “Arkadaş ben ‘mış’ı haber yaparım geliyor. Bu ‘mış’ı haber yapma alışkanlığı sonunda o kişileri yalan habere götürüyor. Peki, yalan haber sonrası ne olur? Ne olacak; elbette tekzip, olayı falan da var ama yazan küfrü yer ki; bu bazen de yüzüne karşı olur…
Evet evet yüzüne de olur. Benim şahit olmuşluğum var. Küfrü edenlerin anlattığı var, bir de telefonla edenleri de gördüm. Ama işte o küfrü yiyenler zaten kaşarlanmışlar ve hiç yememiş gibi yalanlarına devam edenler de var. Unutuyordum az daha bunların içinde en bombası tabii ki bütün stadın kendisine ettiği küfre ‘Yarabbi şükür’ diyendir. 
Peki, neden yalan haber yapar ki bir gazeteci… Birincisini yazdım; mış olayı. Yani duyduğunu araştırmadan ve çek ettirmeden haber yapması. Genelde böyle yazılanlar yalan çıkar ve yazan morarır. İkincisi ise birisine herhangi bir nedenden dolayı gazetecilik diliyle ‘çakmak’ için. Bunun sebebi çok çeşitlidir. Ama genelde akçeli konular ağır basar. 
Devam edelim, yine yukarıdaki saydığım nedenlerden dolayı kurgu haber yapılır ki bunun da yalan haberden bir farkı yoktur. Kurgu haberde tam isim olmasa da adrese teslim olanları vardır. 
Bir de çok az da olsa hasta olanlar vardır; yani halüsinasyonlar görür, onları gerçek olarak algılar ve bunları yazar. “Bunlar da mı var” demeyin, evet var. Tıp dilinde bunlara şizofren deniyor ki, Allah korusun.
Yine az da olsa, adam hem gazetecilik hem de bazı ihale işleri yapıyor ve yaptığı işle ilgili herhangi bir kurum veya kuruluşta işi olumsuz mu sonuçlanıyor; hemen bastırıyor bombardımanı. Bunu da örnekleriyle birlikte anlattılar ki, çok üzülmüştüm. 
İşin kötüsü de bütün bunları yapanlar, yaptıklarının iyi gazetecilik olduğunu iddia ediyorlar, daha da kötüsü birileri de onlara özeniyor ve izinden gittiklerini söylüyor. Allah sizi ıslah eylesin. 
Bir de iyi niyeti ve dostluğu istismar edenler var. Bu da şöyle gelişiyor… Bir üst düzey kişi, bir yetkili, bir işadamı yakın bildiği veya dostu gazetecinin yanında özel bir şeyler anlatıyor. Bu bilgileri duyan ve dinleyen gazeteci kişi ertesi günü yazıyor. Tabi bunu okuyan kişi sükûtu hayale uğruyor. Gazeteci olan “Valla ben gazeteciyim ve benim yanımda anlatılanları ben yazarım” diyor. Karşısındaki kişiyse “ben onları dost olduğumuz için anlattım” diyor. 
Peki, burada gazeteci haklı değil mi? “O gazeteci ve anlatılan böylesi önemli bir konuyu tabii ki yazar” diyebilir miyiz? Deriz ama aralarındaki ilişki boyutuna göre en azından sorabilirdi; “Bunu yazıyorum” diye…
Bir de şöyle bir durum var gazeteci tarafından dillendirilen:
 “Gazeteciye bir şey anlatılıyorsa, onun yazılması istenir de ondan anlatılır”
Böyle olması için anlatanlar elbette olabilir ama amacı bu olmadan da anlatanlar vardır ki burada ölçü aralarındaki ilişki boyutudur. Ben bunların da örneklerine şahit oldum, onların da en hafif sonucu yine küfürler olmuştur.
Velhasıl dostlar, Allah’ın yasakladığı ve toplumun en nefret ettiği eylemlerden olan yalan söylemek maalesef gazetecilikte de var ve bu zaten çok fazla dillendiriliyor.
Bu arada işine yalan dolan karıştırmadan, haberi haber gibi yapan ve yazdıkları belge ve bilgilere dayalı olan gazetecilerimiz de var ve her zaman da var olacaktır. İnşallah bunlar her geçen gün artar.
Ne iş olursa olsun, nerde olunursa olunsun yalanlardan uzak durmak bizlerin şiarı olmuş olsa belki de birçok sorun kendiliğinden bitecek ama nerdeee!..
Allah bizleri yalanlardan ve yalancılardan uzak kılsın inşallah… 
Not: Gazetecilik ve habercilik zor bir iş. Aceleyle ve sehven yapılan yanlışlıkları anlayışla karşılamak gerekir. Bunları yalan haberlerle karıştırmamak lazım… 
 

ramazankaraca58@hotmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
08Ağs
03Ağs

Çanakkale'den New York'a Balıkesir

03Ağs

Temiz Basın Temiz Toplum

22Tem
06Tem

Trafik kazaları ve Bayram Öncesi